Anne ile ilgili hikaye


Matematik Ogretmeni

Bu konuda  Anne ile ilgili hikaye konulu hikaye örneği kısa özeti ve uzun hikaye örneği hakkında bilgileri ele alacağız. 


Anne ile ilgili hikaye konulunun kısa özet hikaye örneği


Cevap :
3 GÜN
Bir kaç ay içinde babasını ansızın kaybeden genç bir delikanlı annesiyle baş başa kalır köydeki evinde annesi hastadır. Fakat hiç üstüne almaz hastalığı evladına hayat yolunda eşlik eder. Bir birlerine yoldaş olurlar fakat oğlan pek iş yapmayı sevmez her şeyi hazırcı bir tiptir, anasının bir ineği bir kaç tavuğu vardır. Süt satar yoğurt yapar, peynir yapar, yumurta satar böyle geçinip gidenler oğlu ile. Tek isteği dünya gözü ile oğlunu bir iş sahibi yapıp onu evermektir, bilmez ki daha ne kadar ömrü var bunu Allah bilir.
Oğlunu everse bir işi olsa belki birde torunu olur rahmetli eşi çok severdi kız çocuğunu bir kız torunu olsa ne iyi olurdu garip kadıncağız hayaller kurar kendini avutur du böyle aylar geçtikçe güz mevsimi yerini soğuk kış rüzgarlarına bırakıyor du.
Ogün sabah kalkamayacağını anladı kadıncağız. Azrail’e a.s seslenir gibi ;
Yok olmaz erken daha dedi. Biraz geç kalsan hiç hazır değilim oğlum bensiz ne yapar diye ölüm anında bile yavrusunu düşündü…


Anne ile ilgili hikaye konulunun uzun ayrıntılı hikaye örneği


Cevap :
Canım Anem
Cama yağmur damlaları vurmaktaydı, vuran yağmur damlaları camda cıt cıt diye ses yapıyordu, pencerenin boşluklar ından içeriye hafiften rüzgar ıslık çalarak giriyordu, sabahın erken saatleri ovaya dağlardan hafif bir sis çöküyordu, güz yağmurlarının kış rüzgarlarına bırakmaya başladığı soğuğun yavaş yavaş içine işleme başladığı günler gelmeye başlamıştı.
Çocuk gözlerini hafif hafif açtı şöyle etrafına göz gezdirdi içerisi sıcaktı. Hatta terlemişti, Sobanın üzerinde bir gügüm vardı. Fokur fokur kaynıyordu. Yanında ateşten kararmaya başlamış bir çaydanlık vardı. Burnuna mis gibi kokulu mısır unlu bazlama kokusu geldi. Karnı da acıkmıştı, yatağından kalkıp kalk mama konusunda tereddüt etti yatağı sıcaktı dışarı kasvetli bir hava; yağmur, rüzgar, kara bulutlar, iş yok ,güç yok hayat böyle güzeldi onun için.
Annesi hadi kalk oğlum diye seslendi, oğluna
çocuk ; öf dedi kalkarım şimdi
Annesi ; oğlum öğlen olacak çayın Sobanın üstünde kahvaltın yerde sofrada kurulu seni bekliyor yumurtada yapayım mı sana şimdi aldım çillinin altından. Peynir, zeytin de var, helva, pekmez, ne istersen ondan var kuzum dedi.
Kadın yol arkadaşı eşi vefat edip bu dünyadan göçüp gittiğinden beri oğluyla baş başa kalmış hayat mücadelesine kendi yağıyla kavrularak devam ediyordu, eşi henüz üç dört ay  olmamıştı dünyadan göçeli o gittiğinden beri hayat daha zor geliyordu ona bir oğlu vardı onun üzerine titriyor du. Kendi de hastaydı fakat ayakta dik durmalıydı kendi de giderse kuzum dediği oğlu ne yapardı hep bunu düşünür oğluna yavrum yaşın geldi bir iş bul böyle olmaz, seni everip öyle göceyim. Gözüm arkada kalmasın derdi.
Çocuk ise böyle dediği zaman aman ana ne yapacam zaten zar zor geçiniyoruz, el kızı sana bakar mı der anasını sustururdu, fakat bir iştende tutmaz günü nü gün ederdi, yaz, ayları evin önünde dut ağacının dibinde çayını demler herkes tarla bahçe işi yaparken o keyif yapar anasının sarı kızdan sattığı sütün parasını çilli kızlarının yumurtasının parasıyla karın tokluğuna yaşayıp gidiyorlardı.
Yine bir sabah yağmur devam etmekte hava soğumuş iyice, ovanın üzerine sis çökmüş   ağaçlarda ki kuşlar bir birine sokulmuş kış rüzgarları esiyor ağaç dalları sallanıyor, dışarıdan karabaşın havlaması geliyordu, pencerenin boşluklarından içeriye soğuk bir hava giriyor içerde resmen o rüzgar hissediliyor du. Kafasını hafiften kaldıran ganç adam gözlerini etrafa gezdirdi soba yanmıyordu gügümde soğuktu, çay da yoktu dışarıdan sarı kızın möö diye sesi geliyordu tavukların gıdaklama sesi geliyordu.
Doğruldu yatağından anam bu saate ayakta olurdu, hastalığı artı galiba gidip bakayım dedi kendi kendine odasına yöneldi;
Anna diye seslendi kapıyı açtı anası arkasını dönmüş uyuyordu sanki; anam iyi misin muhtar emmiye diyeyim seni doktora götürelim dedi.
Kadın kıpırdamadı çocuk iyice yaklaştı eliyle şöyle sarstı anacığını kadın derin bir uykudaydı anladıki annesi sevdiği hayat arkadaşı yoldaşının yanına göçüp gitmiş melek olmuştu yanaklarından damlalar süzülerek indi çocuğun öksüz kalmış tı bu hayatta hiç hazır değildi bu ayrılığa bir kaç bahar daha geçseydi çokmuş şey istemiş olurdu.
Evin dışına çıktı yağmur durmuş tu güneş hafiften vuruyordu yüzüne komşulara haber verdi yaprakları dökülmüş dut ağacının dibine çöktü kaldı öylece, bir müddet sonra etrafta bir kaç komşu gelmiş bir hazırlık vardı bir süre sonra bir sela sesi duyuldu bu sela çocuğun yüreğine oturdu yutkunmak istedi yutkunamadı boğazı düğümlendi selamın sonun da merhume diye anacığının adını zikret ti hoca efendi kalbi keder içine büründü iyice hıçkırmak istiyor ağlayamıyordu.
Eller üstünde bir saltanat sürdü kimsesiz kadın pek kimsede yoktu bu yolculuğun da ne akrabası nede yakını on onbeş kişi anca konu komşu işte zaten ne zaman fakirin kimsesi olmuş ki garip hep garipti
Kadının mezarını dört beş ay önce vefat eden hayat arkadaşının yanına defin edecekler di bir birlerine ne kadar sevmişler pek durmadı kadın dediler. boynu bükük oglu bir ağacın dibinde oturup kaldı, öyle komşular el birliği ile gömüverdi kadıncağızı . Bulup buluşturdukları kırık bir tahtaya kadının adını oradan buldukları yanmış bir ağacın kömürü ile yazıp baş ucuna çaktılar. Dönüp çocuğa başın sagol sun deyip gitmeye başladılar teker, teker kadıncağız defin edilirken müsaade eden gökyüzü yeniden kapanmaya başladı. İmam efendi merhumeye son bir dua okuyup çocuğun yanına geldi.
Başın sağ ol sun evladım dedi hadi kalk gidelim artık son vazifemizi yerine getirdik. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah dedi.
Çocuk istemedende olsa yerinden kalktı yavaştan imam koluna girdi çocuğun ayakları gitmek istemiyordu yavaşça yürümeye başladı henüz on adım anca atmıştı  ki arkasına dönüp baktı gözü mezara ilişti Anası babası kara toprak olmuş yan yana yatıyordu. Artık yoklardı koskoca dünyada tek başına kala kalmıştı.
Gökyüzü iyice karardı kara bulutlar büyük bir kasvetle yaşlarını indirmeye başladı tüm ovaya, çocuğun gözlerinden  yaşlar karıştı yağmura.
Yağmur tüm gece boyunca hüzün yağdırmıştı ovaya çocuk rüyasında son defa anacığına sarıldı sıkıca anne gitme diye ağladı ardından yastıgı göz yaşı ile sırılsıklam olmuştu çocuğun. Oda buz gibiydi soğuktan iki büklüm olmuş ısınmamıştı. Gözlerini hafiften açtı
Ana sobayı yakmadın mı? diyecek oldu.
Bakındı etrafına yutkundu en iyisi kalkıp sobayı yakayım ısınırım diye düşündü üzerine kalın bir mont aldı, dışarıya odunların yanına gitti hepsi ıslak buz gibiydi eline aldı elleri buz tuttu sanki,
of kim uğraşır bunla dedi kendi kendine.
Tekrar içeriye girdi bir çay yapayım içim ısınır bari diye düşündü ocağı yaktı çay suyunu koydu dolaptan bir şey ler alıp kahvaltı yapayım dedi bir kaç gün önceden kalmış yarım bazlama bir lokma peynir ve de biraz zeytin vardı dolapta, yumurta yiyeyim dedi. Bakındı dolapta yoktu, Çilliden kimse yumurta almamış tabi ya kim alacak ki dedi kendi kendine.
Sedirin üzerine oturdu, çay dan aldı eline içi titriyor du üşüyordu açtı. Tam bu sırada mööö diye ses duydu sarı kız! Aklına geldi kim bakacak bu ineğe, kim yumurtaları toplayacak, süt, peynir, yoğurt, kim yapacak, ekmek yok, parası kaç gün idare eder hava buz, soğuk odalar, kasvetli hava kış rüzgarları esiyor artık kara kış gelmişti evin her yerine yokluk içini üşütüyordu yağmur camlarda süzülüyordu, keder içini kapladı iyice, dudakları büzüldü boğazı düğümlendi.
Anasızlık ne kadar zormuş kıymetini bilemedim, tek dayanağım hayat yoldaşım garip anam hiç hazır değildim bu ayrılığa diye düşündü hıçkırıklara boğuldu…


 

Our Score

Ödevini Bulamadıysan ARA

Anne ile ilgili hikaye

Konusu Hakkında Soru Sormak İster Misiniz ?
Yorum ve Düşüncelerinizin Bizim İçin Ne Kadar Değerli Olduğunu Biliyor Musunuz ? Destek ve Yorumlarınız için Tıklayınız...




Konuya Bir Cevap Yazın.İsim bölümünü boş bırakabilirsiniz.

Önceki Ders Kitabı Sayfa Cevapları « Bir Sonraki Sayfa Cevapları Konusu »

    error: Content is protected !!